İşaretli yolları takip ederek yürüyüşümüze devam ettik. Birkaç küçük tepeyi aştık. Hava harikaydı; gökyüzü masmavi, manzaralar ise kartpostal gibiydi. Rakımın etkisiyle serinlik hissediliyor, yol kenarlarında açan rengârenk çiçekler yürüyüşe ayrı bir güzellik katıyordu. Yol boyunca karşılaştığımız diğer yürüyüş gruplarıyla selamlaşıp kısa sohbetler ettik. Doğada olmanın en güzel yanlarından biri de aynı tutkuyu paylaşan insanlarla karşılaşmak olsa gerek.
Yürüyüşün en keyifli anlarından biri, büyük bir ağacın gölgesinde verdiğimiz kısa mola oldu. Çantalarımızdan çıkan atıştırmalıkları paylaşarak afiyetle yedik. Hafif esen rüzgâr ve ağacın serin gölgesi altında geçirilen o dakikalar, günün unutulmaz anılarından biri olarak hafızamızda yer etti.
Yolumuza devam ettiğimizde bir keçi ağılı civarından geçtik. Çoban köpeği uzaktan bizi fark etmişti; görevini ciddiyetle yerine getirerek havlayıp sürüsünü korumaya devam etti. Biz de ona fazla yaklaşmadan yolumuza devam ettik.
Rotanın dönüş noktasında ise adeta ödül gibi bir çeşme karşımıza çıktı. Yüzümüzü, kollarımızı ve şapkalarımızı serin suyla ıslatıp ferahladık. Çeşmenin çevresinde yaklaşık on dakikalık bir mola verdik. O sırada bölgede piknik yapan insanlarla sohbet etme fırsatı bulduk. Zaten yürüyüş boyunca birçok çeşme ve doğal su kaynağıyla karşılaşmıştık. Toroslar’ın su zenginliği her adımda kendini hissettiriyordu.
Dönüş yolunda aynı patikadan geri dönmek yerine toprak yolu tercih ettik. Böylece hem farklı manzaralar gördük hem de daha kolay bir güzergâh kullanarak aracımıza ulaştık. Loop rotaların en güzel taraflarından biri de bu; sürekli yeni yerler görerek başladığınız noktaya geri dönebiliyorsunuz. Yolun rahat olması sayesinde yürüyüşçüler ikili ve üçlü gruplar hâlinde sohbetlere daldı. Kimi seyahat anılarını anlattı, kimi yeni dostluklar kurdu.
Aracımıza ulaştığımızda yayla çayırlarında biraz daha vakit geçirdik. Temiz havanın ve güzel geçen günün tadını çıkardıktan sonra saat 17.00 civarında dönüş yoluna koyulduk. Yürüyüşün verdiği tatlı yorgunluk ve güzel bir gün geçirmenin mutluluğu eşliğinde Alanya’ya doğru yol almaya başladık.
Dönüşte Murtiçi’nde bulunan bir gözlemecide mola verdik. Ağaçların gölgesindeki serin ortamda, pide tadındaki nefis gözlemelerimizi yiyerek günün son molasını yaptık. Uzun bir yürüyüşün ardından bu mola hepimize çok iyi geldi.
Akşam saatlerinde Alanya’ya ulaştığımızda gün batmıştı. Ancak yüzlerdeki gülümseme hâlâ yerindeydi. Misafirlerimiz araçtan inerken tek tek teşekkür etti. Biz de yeni rotalarda yeniden buluşmak dileğiyle vedalaştık.
Toroslar’ın serin yaylaları, Gidengelmez Dağları’nın eşsiz manzaraları, dost sohbetleri ve doğanın huzuru eşliğinde geçen bu güzel gün, hafızalarımızda uzun süre yer edecek anılar bıraktı.